Anasayfa
Atatürk Köşesi
Tarihçe
Misyonumuz
Vizyonumuz
Okul Aile Birliği
Okul Müdürü
Müdür Yardımcısı
Öğretmenler
Personel
Sınıflarımız
Anne Babalar İçin
Faaliyetlerimiz
Foto Albüm
Yemek Listesi
Ziyaretçi Defteri
İletişim

 

 
 
 
 

OKULA UYUM ZORLUĞU

"Çocuğum 5 yaşında bu yıl okula başladı. Okula çok büyük bir arzu ile hazırlanmasına rağmen ilk günün sabahından beri okula gitmek istemediğini söyledi. Tüm çabalarıma karşın sınıf içine sokamadım. Benimle birlikte kalmak istiyor yanımdan hiç ayrılmıyor. Şu an okula gitmiyor. Eskiden de bana bağlı bir çocuktu ancak okula başladıktan sonra bu bağlılık daha da arttı.”

Okula gitmeme isteği, kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okula gitmek istemeyen çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik bir biçimde bedensel yakınmalarıyla başarı kaygılarını dile getiren, böylelikle evde kalabilmek için anne babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır.

Okula başlama, tüm başlangıçlarda olduğu gibi, hem coşku, hem de biraz kaygı verici bir olaydır. Okul dönemi, çocuk ve ailesi için yepyeni ve önemli bir evredir. Okula başlama; belirli bir olgunluğa ulaşma, sorumluluk alma, bunların getirdiği sevinç yanında, ana babadan ayrı, kendi başına yeni ve bilinmez bir serüvene başlamanın korkularını birlikte içerir. Zekası yeterli olsa bile, çocuk ruhsal yönden okula hazır değildir; evin koruyucu sığınağından çıkmak Okul çağına gelmiş olmasına karşın, öğrenme ve kavraması yeterli düzeye  ulaşmamış olabilir.

Okula uyum zorluğu ile okul kaçağı olmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Okula uyum zorluğu olan çocuk, değişik zamanlarda okula anne ve babasının bilgisiyle gitmez ve evde kalır. Çocuğun okula gitmemesinin temelinde başarısızlık korkusu ve sınıf içinde aktif olamama endişesi bulunur. Okuldan kaçan çocuklarsa okulu sevmezler, aynı zamanda tembeldirler ve akademik amaçları yoktur.

Okula uyum zorluğunun özellikleri:

Okula gitmek istemeyen çocukların mide bulantısı, karın ya da baş ağrısı şeklindeki bedensel şikayetleri genellikle sabahları uyanır uyanmaz görülmekte ve okula gitmemelerine karar verilir verilmez de kendiliğinden kaybolmaktadır.

Okula uyum zorluğunun, erkek ve kız çocuklarda görülme sıklığı eşittir. Çocuğun okula başlama yaşı olan 5–7 yaşlar ve yine ilköğrenimin bittiği, daha büyük sınıflara başlama dönemi olan 12–14 yaşlar arasında en yüksek oranda ortaya çıktığı saptanmıştır.

Okula uyum zorluğu geliştiren çocuklar genellikle başarı kaygısı olan, uslu, uyumlu, aşırı onay bekleyen çocuklardır.

Bu çocuklar genelde aile bireyleri dışındaki yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler ve utangaçtırlar.

Okula giden çocukların yaklaşık %2 ‘sinde görülür.

Okula uyum zorluğunun nedenleri

Ailevi Nedenler:

Asıl korkulan şey okul değil evden, anneden ayrılmaktır. Okula uyum zorluğu yaşayan çocukların, yaşamlarının daha önceki yıllarında anneleri tarafından aşırı özen içinde oldukları, tüm gereksinimlerini karşıladıkları ve onları sürekli olarak kırıklığa uğramaktan korudukları dikkati çeker. Annelerinin bu koruyucu ve baskılı ortamından bir an olsun uzak kalmamış bu çocukların yabancı bir çevrede ve tanımadıkları insanlarla birlikte günlerini geçirmeleri, onları son derece huzursuz kılar.

Boşanma,  anne veya babanın başka biriyle evlenmesi veya maddi sorunlardan kaynaklanan stresli bir ev yaşamı,

Çocuğun yeni bir kardeşin doğması, taşınma, hastalık, yakın birinin ölümü gibi bir stres faktörünün olması.

Okula Bağlı Nedenler:

Duyarsız, sürekli emir veren bir öğretmen ya da başka bir okul personeli,

Uygun olmayan bir sınıf içi yerleştirme, özellikle de çocuğunuzun fazla tehditkar bulduğu bir yere oturtulması,

Teneffüs, sesli okuma, sınıf önünde ders anlatma, beden eğitimi gibi etkinliklerden korkup, gerçekleştirmede güçlük çekmesine rağmen bunları yapması için zorlanması,

Okulda ya da okul yolunda fiziksel olarak tehdit edici bir yerin ya da birilerinin olması.

Okula uyum zorluğu yaşayan çocuklarda ortaya çıkan sonuçlar:

Bu çocuklar, anne babaları tarafından aşırı korunma sonucu bağımlı, anne babaya adeta yapışık bireyler olarak gelişirler.

Tüm gereksinimlerinin karşılanması, çocuğun çok isteyen ve hileye başvuran birey olmasına yol açar. Bu tür çocuklar, istedikleri her şeye istedikleri an kavuşurlar.      

Anne ve babaların, disiplin konusundaki yetersizlik ve başarısızlıkları nedeniyle gerektiğinde çocuğun isteklerini engelleyememeleri, çocukta egemenlik duygusunun gelişmesine neden olur. Bu durumda çocuk, sadece kendisine ilişkin konulara değil, tüm aile içi işlere karışır.

Okula uyum zorluğunu yenmesi için çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?  

Çocuğunuzun okula dönmesi konusunda ısrar edin:

Okula uyum zorluğunda yapılacak en iyi şey, çocuğunuzu mümkün olduğunca çabuk okula geri götürmenizdir. Okula devam çocuğunuzun okula uyum zorluğunda yaşadığı fizyolojik belirtilerin azalmasına yardımcı olur ve sonunda çocuğunuz okula gitmekten yeniden zevk almaya başlar. Bu nedenle çocuğunuzu okula gitmeye devam ettiği sürece kendini daha iyi hissedeceği konusunda ikna edin.

Okula Gitme Zamanlarında Eskisinden Daha Kararlı Olun:

Önceleri okul sabahları güç olabilir. Çocuğunuza kendisini nasıl hissettiğini sormayın bu durum çocuğunuza şikayet etmek için fırsat ve cesaret verecektir. Çocuğunuzu gözleyin, eğer ev içinde dolaşabiliyor ve çok rahatsız görünmüyorsa okula da gidebilecektir. Eğer çocuğunuzun fiziksel yakınmaları varsa ve genel yakınmalarına benziyorsa, çok fazla tartışmadan onu hemen okula hazırlayın ve gönderin. Eğer çocuğunuzun sağlığı konusunda endişeli iseniz doktor kontrolü yararlı olacaktır. Aksi halde okula gönderin ve öğretmeni durumdan haberdar edin, çocuğunuz ciddi bir şekilde hastalanırsa sizi arayıp haber vermelerini isteyin. Çocuğunuz okula geç kaldığında, servisi kaçırdığında, mutlaka onu okula göndermek için başka çözümler geliştirin ve en kısa zamanda okula gönderin. Bazen çocuğunuz kendiliğinden eve dönebilir, bu durumda da yapmanız gereken onu okula geri göndermektir.

Okul Çalışanlarının Yardımını isteyin:

Çocuğunuzun öğretmenini konu hakkında bilgilendirmeniz, öğretmenin çocuğunuzu anlaması konusunda yardımcı olur. Öğretmenin bilgilendirilmesi, öğretmenin çocuğunuzun bazı davranışlarını daha toleranslı olmasını sağlayabilecektir.
Eğer okulda bir hemşire varsa, hemşirenin de aydınlatılması yerinde olacaktır. Okul hemşiresine, çocuğunuz fiziksel yakınmalarla gelirse onu eve göndermek yerine, 10–15 dakika dinlenmesine izin verdikten sonra çocuğunuzu sınıfına geri göndermesini söyleyebilirsiniz.

Çocuğunuzun Akranları İle Zaman Geçirmesine Yardımcı olun:

Okula uyum zorluğu olan çocuklar, okul dışında daha çok aileleri ile zaman geçirmek, evde oynamak, odalarında yalnız olmak ya da televizyon seyretmek isterler. Birçoğu geceleri arkadaşlarının evinde kalamaz, hemen eve dönmek isterler. Böyle durumlarda çocuğunuzu akranları ile vakit geçirmesi için teşvik edin. Çocuğunuzu çeşitli aktivitelere göndermek, arkadaşlarını evinizde geceleri kalmaları için davet etmek, çocuğunuza yardımcı olacaktır.

                                                                              Muğla 75. Yıl Anaokulu
 

ÇOCUKLARIN MUHAKEME YETENEĞİNİ GELİŞTİRMEK

 

Çocukların düşüncelerini rahatça ifade edebilme, araştırmada sonuca varma, değerlendirme yapabilme, bağımsız düşünme ve çevresinde olup bitenlere karşı duyarlılık kazanabilmesi zihinsel becerilerinin geliştiğini gösterir. Bu eylemlerle beraber, çocukların muhakeme yeteneklerinin de geliştiği görülür. Çocuklar için özellikle ilk 6 yaş, zihinsel ve psikolojik gelişim açısından en değerli yıllardır. Bu yıllarda çocukların gelişimlerini destekleyecek, yaratıcılık, hafıza, dikkat, muhakeme, görsel ve işitsel algı gibi birçok yeteneklerini geliştirmeye fırsat veren oyuncakların  büyük önemi vardır. Resim yapma, lego birleştirme, yap-boz, eşleştirme gibi muhakeme oyunları, zekanın birçok yönünü geliştirdiği gibi, duygusal ve sosyal anlamda da çocuğa yardımcı olur.

İlk 6 yıldan sonra çocukların gelişimleri şu şekildedir. 6 yaşlarında iken, karar verme güçlüğü yaşarlar. 7 yaşlarında, olayların arka planını anlamaya başlarlar. 8-9 yaşlarında, eleştirel olabilirler, kendini kontrol edebilirler, başkalarını düşünmeye başlarlar ve kendilerine güvenirler. 9-10 yaş arası kendi düşünce ve davranışlarını analiz edebilirler. 12-13 yaşlarında ise; mantıklı davranışlar sergilerler ve muhakeme yeteneğini de kullanmaya başlarlar.

Çocukların muhakeme yeteneklerine katkıda bulunmak için, çocuklarınızın karşılaştığı olaylar üzerine sorular sorabilir, onları düşünmeye sevk edebilir ve yorum yapmalarını sağlayabilirsiniz. Örneğin, herhangi bir olayla karşılaştığınızda “Sen olsaydın nasıl davranırdın?”,“Sence arkadaşının davranışı doğru mu?”,“Bu olay karşısında ne hissediyorsun?” gibi sorular sorulabilir. Bu sorular onu düşünmeye, olayı değerlendirmeye ve sonuçlar bulmaya, dolayısıyla da muhakeme yeteneğini kullanmaya yönlendirir.

Diğer yandan, çocukların en sevdiği uğraşlardan olmasına karşın, sürekli televizyon izleyen çocukların yorumlama ve muhakeme etme yeteneklerinin yeterince gelişmediği görülmüştür. Bu nedenle, çocuklar televizyon izlerken onları izlediği program üzerine konuşmaya yönlendirmek iyi bir yöntem olabilir. Böylece çocuk keyif aldığı bir konu üzerine konuşmaktan mutluluk duyar ve de akıl yürütmesi, yorumlar yapması, muhakeme yeteneğinin gelişmesine katkı sağlar.

 
                                                                              Muğla 75. Yıl Anaokulu
 

ÇOCUKLARDA TIRNAK YEME ALIŞKANLIĞI

 

     Çocuklar, çevrelerinden yeterince ilgi göremediklerinde tırnak yiyebilirler. Bir diğer neden ise; tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yeme alışkanlığı olan yetişkinlerin olması olabilir. Bu nedenle tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit ederek çocukların bu alışkanlığı kazandığı söylenebilir. Ayrıca tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak da kabul edilebilir. Aile içinde aşırı baskıcı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, onay görememe, sıkıntı ve gerginlik, bu alışkanlığın oluşmasının başlıca nedenleridir.

“Tırnak yeme” aslında tırnağı / tırnak etini diş ile koparma veya kemirme eylemi için kullanılan bir terimdir. Gerçek anlamda kopardığı tırnağı yiyen çocuk sayısı azdır.

   Tırnak yeme davranışı, çocuklarda 3-4 yaşlarında başlar ve çocukların yarısına yakınında da görülür. Ancak bunun alışkanlık haline gelip, ergenlik çağına kadar devam etmesi çocukta davranış bozukluğu olduğunu gösterir ve bu alışkanlıktan kurtulması için çocuğun tedavi edilmesi gerekir.

    Anne babalar çocukların tırnak yemesini 3-4 yaşına kadar görmezden gelebilirler. Ancak bunun ilerleyen zamanlarda da devam etmesi halinde aşağıdaki önlemleri alabilirler.

- Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılarak çözüm yolları üretebilirler. Gerekiyorsa bu konuda bir uzmandan destek alınabilir.

- Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eldiven giydirilebilir. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak isterse eldivenler ona yememesi gerektiğini hatırlatır.

- Parmak ve tırnağa eczanelerde satılan acı losyonlardan sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acıyı hissettiğinde vazgeçmesine yardımcı olabilir.

                                                                           Muğla 75. Yıl Anaokulu
 

ÇOCUKLARIN YARATICILIĞINI GELİŞTİRMEK

 

   Çocuğun ilk çevresi olan anne-baba, sonrasında da oyunlar, okul çevresi, radyo, televizyon, dergi gibi diğer uyarıcılar yaratıcılığın geliştirilmesinde etkilidir. Bu nedenle anne babalar, çocukları çok küçük yaşlardayken bile onlarla oyunlar oynamalı, birlikte vakit geçirmeli ve çocukların geniş hayal dünyasını dışarıya yansıtabilecekleri materyaller sunarak, onların yaratıcılığını geliştirmek için uygun ortamlar sağlamalıdır.

    Dışarıdan alınan oyuncaklar ve materyallerin yanı sıra, evdeki ve çevredeki malzemeleri kullanarak yeni ürünler yaratmaya çocuklar teşvik edilmelidir. Bunun için, evde atık olarak nitelendirilecek plastik kutular, renkli dergi sayfaları, kapaklar, artık kumaş, eski giysiler gibi malzemeler çocuklara sunulabilir. Seçilecek oyuncaklar ise, çocukların kendi kendine yapıp bozabilecekleri, değişik şekiller yaratabilecekleri ya da hayal dünyalarını besleyen oyuncaklar olmalıdır.

   Oyuncakların yanı sıra özgürce resim yapma; hamur, kil, kum çalışmaları; öykü yaratma, drama çalışmaları da çocukların yaratıcılık yeteneklerini geliştirici çalışmalardır. Çocukların meraklı yapısı, onları yeni şeyler keşfetmeye iter. Bu nedenle çocukların bıkıp usanmadan sorduğu soruları, anlayabilecekleri düzeyde ve doğru olarak cevaplamak çok önemlidir. Ayrıca onlarla doğada yapılacak yürüyüşler, farklı kültürleri ya da tarihi güzellikleri gözlemleyebilecekleri geziler, onları yeni şeyler yaratma konusunda teşvik eder. Anne babalar çocuklarına neye bakması, neyi görmesi, neyi duyması gerektiği konularında yol gösterici olmalıdır. Böylece çocuklar, yaratıcılığı geliştirmeye yardımcı olan gözlem yeteneği kazanacaktır. Ayrıca, yaş gruplarına uygun olarak seçilmiş sanat, bilim ve doğayla ilgili kitaplar, görsel malzemeler de bu anlamda onlara destek olacak, hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirmeye katkı sağlayacaktır.

   Çocukların bulunduğu ortam, çok fazla düzenli olmamalı ve düzeni koruması için onlara baskı yapılmamalıdır. Çocukların şeklini değiştirebilecekleri bir ortamda olması yaratıcılıklarını kullanabilmesine imkan sağlar. Bu nedenle çocukların hayal gücüyle yarattıklarına müdahale edilmemelidir.

   Çocukların kendini rahatça ifade edebileceklerini hissetmeleri çok önemli olduğundan, onlar için özgür ortamlar hazırlanıp teşvik edildiklerinde, çocuklar kendilerini geliştirmeye ve yaratmaya devam ederler.  

                                                                           Muğla 75. Yıl Anaokulu

  MEB HABERLER 
 

 
 

 

 
Copyright © 2007 Muğla 75. Yıl Anaokulu Tüm Hakları Saklıdır.